30/3/2009 · Kategori: FENNI MALUMAT
DİKKAT MÜHİMDİR.
Değerli Arkadaşlarım,
Malumunuz, 25.03.2009 tarihinde yaşanan ve ülkemizi derin bir üzüntüye sevk eden bir helikopter kazasında 6 vatan evladımızı kaybettik.
Ölenlere Allahtan Rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyoruz.
Yaşamımızın; hangi saatte, nerede, nasıl, sonlanacağını bilememekteyiz.
4 gündür haberlerde gördüğümüz gerçekler karşısında
Ülke olarak ne kadar bilinçsiz davrandığımızı malesef tüm açıklığıyla ortaya koymuştur.
Artık olan oldu ! gidenleri geri getirmemiz mümkün değil tabiki,
Ama... bu ve buna benzer olayları herzaman yaşayabileceğimizi ve neler yapmamız gerektiğini bilmekte yarar olacağını düşünerekten, kaza anında yapılabilecekler konusunda bir bir arkadaşın verdiği haberi sizlerle paylaşmak istiyorum
Cep telefonunuzun,
-mesajlar
-metin mesajları
-mesaj oluştur menüsüne girip,
Neredeyim yazdıktan sonra 7777 ye mesaj gönderiniz.
Size; o anda nerede olduğunuzu bildiren bir mesaj geliyor
Ben denedim gerçekten çok faydalı bir bilgi olduğunu gördüm,
Şayet Kazada ayağı kırılan İHA muhabiri bunu bilse idi, belki de şu an kendisi ve diğer kazazedelerden bazıları yaşıyor olabilirdi.
15.37 de gönderdiğim mesaja 15.39 da cevap geldi. İsterseniz bir deneyin. Üstelik kontör de gitmedi. Yani ücretsiz.
Bana gelen Mesajda Vilayet, ilçe, mahalle ve sokak isimleri, Coğrafi konum olarak kuzey ve doğu olarak detaylar verilmiş. Mesela: 42 derece 48 dk. 05 sn. kuzey,32 derece 26 dk. 44 sn. doğu..Sonra en yakın noktalar başlığında: Emniyet, Karakol, Muhtarlık, Cami ismi ve mesafesi ve telefon numaraları ve diğer imdat no.ları polis,jandarma,Hızır acil gibi…
Not: Bu mesajda gelen bilgilerin tamamının doğru olduğunu gördüm.
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
26/3/2009 · Kategori: FENNI MALUMAT
Site Hakkında http://www.sorularlaevrim.com/
Tarlaya atılan bir buğday tanesinin sekiz-dokuz ayda olgunluğa ulaşması, göz önündeki bir yumurtadan 21 günde bir civcivin çıkması, tek hücreden ibaret bir yaratık olarak varlık âlemine ayak basan insanın zaman nehrinde belirli bir olgunluğa ulaşması, düşünenlerin âlemini, geçmişte olduğu gibi şimdi de meşgul etmektedir. Yani müşahede edilen ve tekâmül (belirli bir nev’in kendi içinde olgunluğa ulaşması) kanununa tâbi tutulan bu değişikliklerin sırrı nedir? Geçmişten günümüze bu farklılaşmaların hududu ne olmuştur? Yoksa bütün mevcudat sınırsız ve tamamen tesadüfi bir değişikliğe mi maruz kalmıştır? Yani bir tavuk kümesi bile belirli bir maksat ve gayeye göre plânlanıp inşa edilirken, âlemdeki bütün varlıkların gerek kendi bünyelerinde gerekse çevreleriyle kendileri arasında görülen mükemmel düzen ve ölçülü yapılışları, bir tavuk kümesinin dahi ortaya çıkmasında iş gördüğü kabul edilmeyen tesadüf ve şuursuz tabiatın eseri midir?
İnsan zekâsı ve aklı bütün bu hadiseleri ihata ederek cevap bulma kapasitesine sahip olmadığı gibi, fen ilimleri de bu suallerin hepsini araştırma sahasına dâhil etmemektedir.
“Kâinattaki varlık ve sistemler ne şekilde, nasıl ve niçin ortaya çıktı?” gibi sorulara fen sahasındaki ilim dalları, genellikle “metafizik alanı” (fizik ötesi) mülahazalarıyla cevap aramazlar. Bu ve benzeri suallere cevap verme vazifesi evrime (evolüsyon) yüklenmiştir. Ama bu kadar geniş ve üstelik geçmişte cereyan etmiş hadiseleri bir veya birkaç teoriyle izah nasıl mümkün olacaktır?
Gerçi evrim tek kaynağa dayanmamakta, Antropoloji, Paleontoloji, Stratigrafi, Embriyoloji, Karşılaştırmalı Anatomi ve Genetik gibi ilim dalları onun ilgi alanına girmektedir. Fakat hiç kimse geçmişteki hadiselere şahit olmamıştır. Bununla alakalı, günümüze ulaşan veri ve doneler, konunun genişliği yanında yok denecek kadar azdır. Çoğu zaman da bu veriler felsefi kanaate göre yorumlanıp şekillenmektedir. Bu bakımdan evrimi “Biyolojinin Felsefesi” olarak adlandırmak, belki de en isabetli davranış olacaktır.
İşin en enteresan ve müşkül bir yönü de, kâinatta şimdi cereyan eden kanun ve sistemlerle ilk varoluşun izah edilemeyişidir. Kâinat, belli bir devir sonra şekillenmiş, mevcut eşya arasında birtakım sebep-sonuç ilişkileri kurulmuş, atomdan galaksilere kadar her şey belirli kanun ve düzene bağlanmıştır. Ama hadisenin başlangıcı böyle değildir. Orada zaman, mekân, kanun ve düzen ve hatta madde yoktur.
O hâlde, bütün bunların izahı nasıl olacaktır?
Aslında böyle bir soru sadece günümüzde sorulmuş değildir. Bu, insanlık ve felsefe tarihi boyunca sorulan ve cevabı aranan bir husustur. Yani insan, kendisinin ve kâinatın manasını öğrenmek istemiş, varoluşun sırrını çözmeye çalışmıştır.
İnsanlık önünde bu vadide iki yol açılmış ve günümüze kadar süregelmiştir.
Birisi, semavi dinlerin bu kâinat ve özellikle insanın mahiyeti hakkındaki beyanları ile bunları kabul ve kuvvetlendirme amacıyla ortaya sürülmüş fikirlerdir. Diğeri ise, çoğu zaman bir görüşü yalanlamaya yönelik, tamamen mekanistik ve materyalist bir felsefenin hâkim olduğu bir düşüncedir. Kâinat ve içindeki varlıklarla alakalı, insanlık tarihi boyunca ileri sürülmüş fikir ve düşünceler, yukarıda ifade edilen iki temel görüş etrafında cereyan etmiş olmakla beraber, zaman zaman bu farklı iki kanaati uzlaştıran felsefi ekoller gelişmiştir.
Sitemizde, okuyucunun isabetli karar verebilmesini temin için mümkün olduğu kadar gayret edilmiş, her konunun sonunda onun kritiği yapılarak aksak yönleri belirtilmeye çalışılmış, farklı evrim görüşleri yanında ana hatlarıyla yaratılış düşüncesine de yer verilmiş, hemen bütün ifadelerin ilgili sahadaki literatürlerle desteklenmesine özen gösterilmiştir.
Mütevazi bir çerçevede hazırlanan ve evrimle alakalı hemen her konuya ana hatlarıyla yer veren çalışmamızın özellikle araştırmacı bilim adamlarına, öğrencilere ve alaka duyanlara faydalı olacağını ümit ederim.
Prof. Dr. Âdem Tatlı
http://www.sorularlaevrim.com
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
28/2/2009 · Kategori: FENNI MALUMAT
Depremde korunma hakkında..
Gerçekten uygulanması gereken bir yazı ...
************* // LÜTFEN OKUYUN !!! // **********************
Adım Doug Copp. Dünyanın en tecrübeli kurtarma birimi Amerikan Uluslararası Kurtarma Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları müdürüyüm.
Bu makaledeki bilgiler bir deprem anında hayat kurtaracaktır.
875 yıkılmış binaya sürünerek girdim, 60 ülkeden kurtarma ekipleriyle 1985'ten beri dünyadaki bütün büyük felaketlerde çalıştım.
1996'da benim hayatta kalma metodumun geçerliliğini ortaya koyan bir film yaptık. Türk hükümeti, İstanbul belediyesi, İstanbul üniversitesi bu pratik ve bilimsel testin filme alınmasında işbirliği yaptılar.
İçinde 20 maket olan bir okulu ve evi yıktık. On maket "çömel ve korun" metodunu uygularken, 10 maket "hayat üçgeni" metodumu uyguladı.
Tasarlanmış yıkımdan sonra görüntüleri filme almak ve sonuçları belgelemek için enkazı geçip binaya girdik. Bina yıkımlarında oluşabilecek şartlar dahilinde direct olarak gözlemlenebilen ve bilimsel şartlar altında hayatta kalma tekniklerimi uyguladığım film "çömelip korunan/ saklanan" kişiler için hayatta kalma şansının sıfır olduğunu ortaya koydu. Hayat üçgeni metodumu kullananlar için hayatta kalabilme şansı yaklaşık olarak % 100 oldu. Bu film Türkiyede ve Avrupanın geri kalan kısmında milyonlarca izleyici tarafından izlendi.
Enkazına girdiğim ilk bina 1985 Mexico City depreminde bir okuldu.Bütün çocuklar sıralarının altındaydı. Her bir çocuk kemiklerinin kalınlığına kadar ezilmişlerdi. Sıralarının yanındaki koridorlara uzanmış olsalardı hayatta kalmış olabilirlerdi. Bu "ayıptı, gereksizdi" ve çocukların neden koridorlarda (sıraların arasında) olmadığını merak ettim. O an, çocuklara bir şeyin/ eşyanın altına saklanmalarının söylendiğini bilmiyordum.
Basitçe ifade edilirse, binalar yıkılırken, objelerin üzerine düşen tavan ağırlıgı veya içerideki mobilyalar bu nesnelere çarparken yanlarında bir yer,boşluk bırakırlar. Bu boşluk benim "hayat üçgeni" dediğim alandır. Nesne ne kadar büyük ve ne kadar dayanıklı olursa daha az ezilecektir. Nesneler ne kadar az ezilirse boşluk ve bu boşluğu kullanan kişinin yaralanmama olasılığı o kadar artar.
***********************
"Adım Roberto Rosales. Trujillo kurtarma ekibi şefiyim. 11 yaşındayken çöken bir binada mahsur kaldım. Mahsur kalışım 1972 yılında 70.000 kişinin öldüğü depremde oldu. Erkek Kardeşimin motosikletinin yanında oluşan "hayat üçgeni" içinde hayatta kaldım. Yataklarının veya sıraların, masaların altına giren arkadaşlarım ezilerek öldüler (isim, adres vb detayları anlatıyor). Ben hayat üçgeninin yaşayan örneğiyim. Ölen arkadaşlarım "çömel ve korun" örnekleridir.
***********************
DOUG COPP'UN ÖNERİLERİ :
1) "Binalar çökerken basitçe "çömelen ve korunan" kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.
2) Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında siz de bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında dur.
3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok
yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.
4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitce yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa
depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.
5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın.
6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!
7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir "frekans aralığına" sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak
birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir.Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.
8) Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın. Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.
9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. SanFransisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında -kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç-
10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını/ ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/2/2009 · Kategori: FENNI MALUMAT
AKUT'un birikimlerinden derlenmis:
"DEPREM ANINDA NE YAPMALIYIZ"
KONUTLARDA DEPREM ANINDA NASIL HAREKET EDILMELI?
DEPREM ANINDA HIZLI VE KARARLI HAREKET ETMENIZ GEREKMEKTEDIR. ÖNCEDEN PLANLANMAMIS BIR SEKILDE HAREKET ETMEMENIZ PANIGE SEBEP OLUR.
ÖNCEDEN BIR EYLEM PLANI OLUSTURMAK BU NEDENLE ÖNEMLIDIR.
SÜREKLI HATIRLAMANIZ GEREKEN SEY, DEPREM ANINDA TEHLIKENIN ASAGIDAN
DEGIL YUKARIDAN GELECEGIDIR. DOLAYISIYLA NEREDE OLURSANIZ OLUN, GÖZÜNÜZ YUKARIDA, OLASI TEHLIKELERI GÖZLER DURUMDA OLMALIDIR.
ZEMIN (GIRIS) KATINDA ISENIZ
Deprem aninda binadan kaçmak için sadece 10 saniyeniz vardir. Bu
durumda giris kati disinda kaçis için yeterli zamaniniz yoktur.
Zemin katinda iseniz, derhal disari çikiniz. Ancak disari çikmaniz
binanin olusturdugu tehlikeden uzaklastiginiz anlamina gelmez.
Binanin yikim gölgesinden bir an önce uzaklasmaniz gerekmektedir.
Böyle bir zamaniniz ve olanaginiz yok ise disarida bir aracin yanina
(asla içine ya da altina degil) cenin pozisyonunda (yine yukariyi
gözler durumda) uzanin. Açik havada yukaridan gelecek tehlikelere
karsi (düsen nesneler, elektrik kablolari vs.gibi) en emin yer bir
agaç altidir.
ÜST KATLARDA ISENIZ
-Asla binadan çikarak kaçmaya çalismayiniz. Unutmayin, yeterli
zamaniniz
olmayacaktir.
-Asla merdivene çikmayiniz, hatta daire kapiniza bile gitmeyiniz.
Çünkü, binalarin en zayif yerleri merdivenleridir. Binaniz saglam
kalmasina ragmen, merdivenlerinizin yikilma olasiligi vardir.
-Asla balkona çikmayiniz. Balkonlar binalarin zayif ve desteksiz
bölümleridir.
-Asansöre asla ama asla binmeyiniz. Sarsinti aninda asansörler
binadan bagimsiz hareket eder. Her deprem sonrasinda asansörlere
bakim yaptirilmasinda büyük fayda vardir.
-Pencerelere yaklasmayiniz. Deprem aninda camlarin patlayarak 6
metreye kadar cam firlattigi bilinmektedir.
Siginabileceginiz mekanlar:
-Salon ve yatak odalari içindeki esyalarin niteligi dolayisiyla
siginmak için en kötü mekanlardir. Çok çaresiz kalmissaniz dahi,
yatakta yatarak beklemeyiniz, en kötü ihtimalle yataktan düsünüz.
Gardrobun üstünüze düsmesinden korunabilirsiniz.
-Beyaz esya önleri (devrilme riski olan buzdolabi hariç) en iyi
siginma mekanlaridir. Mutfakta firin, bulasik makinesi ve deep freeze
önü, banyoda çamasir makinesi veya döküm küvet önü gibi. Bu tip
esyalar ezilme durumunda yere yapisacak kadar ezilmezler ve size bir
yasam alani saglarlar.
KURTARMA EKIPLERININ ÖNCELIKLE BAKACAGI MEKANLAR, MUTFAK VE BANYO
OLACAKTIR.
Nasil siginilmali?
- Unutmayin, önceden bir eylem planiniz olmasi size zaman kazandirir.
Aile olarak, mutlaka önceden nerelere kimlerin siginacaginin planini
yapin.
-Deprem aninda siginma noktalarina giderken birbirinizle konusarak
haberlesin.
-Siginma noktanizda cenin pozisyonunu alin. Insanin en yasamsal
bölgeleri bas, karin ve gögüs boslugudur. Bu pozisyon sizin bu
bölgelerinizi koruma altina almanizi saglar.
- Unutmayin, gözünüz sürekli yukarida olmali. Kendinizi üzerinize
düsebilecek bir cisimden korumaniz gerekebilir!
ÇATI KATINDA ISENIZ
-Terasa (balkon üstü degil, binanin ana gövdesi üzerinde yer alan
kisim) çikarak yine yukaridan gelecek (çati, kiremit, v.s.)
tehlikelere karsi uyanik olunuz.
TOPLU MEKANLARDA DEPREM ANINDA NASIL HAREKET EDILMELI?
-Sinemalarda asla disari kaçmaya çalismayiniz. Sira aralarina
uzaniniz. Etrafinizdaki bu konuda uyariniz.
-Çocugunuzun okulunda mantikli bir eylem plani yapilip yapilmadigini
okul yetkililerinden ögreniniz, yapilmamissa yapilmasini talep
ediniz, hatta aktif olarak hazirliklara katiliniz.
-Alisveris merkezlerinde deprem sonrasi yangin riski yüksektir. Bir
alisveris merkezine gittiginizde, mutlaka yangin merdiveninin yerini
ögreniniz ve deprem aninda hizli ve kararli bir sekilde oraya
yöneliniz.
-İsyerimizde deprem aninda yukaridan gelecek tehlikelere karsi (asma
tavan, armatür, v.s.) masa altina siginabilirsiniz. Yakin iseniz
garaja kaçarak araba yanina cenin pozisyonunda uzanabilirsiniz.
Yangin merdivenine giderek merdivenden yukari çikabilirsiniz. Bu
sizden sonra geleceklere yer açacaktir.
LÜTFEN BU BILGILERI ÇEVRENIZLE PAYLASINIZ!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Blogcu ile yapıldı