13/5/2009 · Kategori: SAGLIK

Ali İhsan Tola Ağabey Hakk'ın Rahmetine kavuştu...

Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Ali İhsan Tola ağabey bu sabah (13 Mayıs) Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Ağabeyimizin cenazesi, yarın (14 Mayıs 2009 Perşembe) Senirkent Pazar camiinde kılınacak öğle namazından sonra defnedilecektir. ( اِنَّا ِللهِ وَاِنَّاۤ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ )

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

1/5/2009 · Kategori: SAGLIK

ALLAHIN, KAİNAT ECZANESİNDEN

ÇOK DERDLERE DEVA FITRİ BİR İLAÇ

 

İşte akciğer kanserinden baş ağrısına, nefes darlığından alerjiye birçok hastalığın devası meyve...

“Keçiboynuzunu sevmem” diyorsan bu sayfayı okumadan geçmemelisin. Çünkü keçiboynuzunun akciğer kanserinden, ağrı kesmeye hatta alerjilere karşı bile koruyucu etkileri var.                            

Keçiboynuzu nedir?                       

Keçiboynuzu, Anadolu’da bazı yörelerde ‘harnup’ olarak da bilinir. Yeryüzünün en eski bitkilerinden olup anavatanı olarak Güney Anadolu, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus, Cezayir, Filistin ve Libya bilinirken, ülkemizde Antalya, Mersin, Silifke, Datça dolaylarında doğal olarak yetişmektedir. Keçiboynuzu, yetişmeye başladığı ilk 15 yıl meyve vermeyen bir bitkidir. Meyveleri ilk başlarda yeşil renktedir. Olgunlaştıkça kahverengileşir ve tam olgunlaşınca da parlak kahverengi renk alır. Keçiboynuzunun en büyük özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmuyor. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında oldukça etkilidir. Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit, insan sağlığı üzerinde çok yönlü özellikleri olan bir maddedir. Özelliklerinden bazıları;
                  
*Ağrı kesici
*Alerjiye karşı    
*Astıma karşı
*Bakteri yok edici
* Bronşite karşı
*Kansere karşı
*Karaciğeri toksinden arındırıcı
*Serbest radikalleri yok edici                    
*Bağışıklık sistemini güçlendirici
*Mikroplara karşı
*Antiseptik
* Kansere karşı koruyucu
 *Nitrozamin yok edici
* Bronş genişletici
 *Çocuk felcine karşı

 

Gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği oldukça önemlidir. Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.

*Kalsiyum bakımından çok zengindir.

* İçindeki E vitamini sayesinde; öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi gelir.

* Balgam söktürür, göğsü yumuşatır, bronşları açar, sigara tiryakileri için faydalıdır ve nefes darlığına oldukça  etkilidir.

*Yüksek ham selüloz etkisiyle bağırsak rahatsızlıklarına ve gastrite etkilidir.

*Mide ve bağırsak gazlarını dışarı atarak mide şişkinliğini giderir.

*Bağırsak kurdu, tenya, solucan gibi bağırsak parazitlerini temizler.

*Mideye kuvvet verir.

*Yüksek mineral ve vitamin içeriği ile de diş ve diş etleri üzerinde çok olumlu etkileri vardır.

*Yüksek doğal şekerler, zengin mineraller (Özellikle çinko) ve vitaminler (A, B, B2, B3, D) içeriği dolayısıyla doğal güç  ve besin kaynağıdır.

*Yüksek sodyum ve potasyum içeriği sayesinde tansiyon, karaciğer ve akciğer üzerine çok yararlı etkileri bulunmaktadır.

* Kanın zehirli maddelerini temizler.

*İnsanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini yüzde 90 oranında önleme gücüne sahip olduğu söylenir.

*Kalbe faydalıdır, kalp çarpıntısını önler.

*İnsan vücuduna giren radyasyonu dışarı atar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/4/2009 · Kategori: SAGLIK

İnsan vücudu hakkında 16 olağanüstü gerçek

İnsanlar kendi vücutlarını tepeden tırnağa bildiklerini söylerler. Fakat bu haberi okuduktan sonra vücudunuz hakkında o kadar da çok bilginiz olmadığını göreceksiniz.

1. Dil izi:
Eğer kimliğinizi saklamak isterseniz, dilinizi çıkarmayın. Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve benzersiz bir dil izine sahip.

2. Döküntü:
Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olduğunuz sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık 600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık 680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan 70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.

3. Kemik sayısı:
Yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 206 kemiğimiz kalıyor.

4. Yeni mide:
Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz? Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midene de zarar verecektir.

5. Koku hatırlama:
Burnumuz köpekler kadar hassas değil, ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabilir.

6. Uzun bağırsaklar:
İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı uzunluğundadır. Eğer geriye doğru katlanmasaydı, 5-6 metrelik uzunluğu karın boşluğuna sığmazdı.

7. Bakteri:
Bu cilt için gereklidir. İnsan vücudunda cildin her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu zararsız.

8. Vücut kokusunun kaynağı:
Koltuk altı gibi kokan ayakların kaynağı terdir. İnsanlar ayaklarından da terler. Bir çift ayak 500 bin ter bezine sahiptir ve günde yarım litre ter oluşturabiliyor.

9. Hapşırma hızı:
Hapşırık havada saatte 161 km hızla gidebiliyor. Bu nedenle hapşırınca burnunuz ve ağzınızı mutlaka bir mendille kapatmalısınız.

10. Kan aralığı:
Eritrosit olarak bilinen kan hücreleri bikonkav (iki yanı çukur) diskler şeklindedir. Kan uzun bir yolda seyahat eder. İnsan vücudunda yaklaşık 96 bin 560 km kan damarı bulunuyor. Çok çalışkan olan kalp her gün damarların içine 7 bin 571 litre kan pompalıyor.

11. Tükürük miktarı:
Tükürüğünüzün içinde yüzmek istemeyebilirsiniz, fakat biriktirseydiniz bunu yapabilirdiniz. Çünkü, bir ömür boyunca insan 25 bin litre tükürük üretiyor. Bu miktar 2 yüzme havuzunu doldurmaya yeter.

12. Horlama sesi:
60'lı yaşlarda, erkeklerin yüzde 60'ı ve kadınların yüzde 40'ı horluyor. Horlama ortalama 60 desibelken, horlama seviyesi bazı kişilerde 80 desibelin üzerine çıkabiliyor. 80 desibel seviyesindeki ses havalı matkabın çıkardığı ses kadar yüksektir. 85 desibelin üzerindeki sesler insan kulağına zarar verdiği saptanmıştır.

13. Saç rengi ve sayısı:
Sarışınlar daha eğlenceli olabilir ya da olmayabilir, ancak sarışınlar kesinlikle daha fazla saça sahipler. Saç rengi saçımızın ne kadar sık olduğunu belirlememize yardımcı oluyor. Buna göre sarışınlar en üst sırada yer alıyor. Bir insanda ortalama 100 bin saç kılı bulunurken, sarışınlarda bu sayı ortalama 146 bin. Siyah saçlı insanlar yaklaşık 110 bin saç kılına sahip, kahverengi saçlı insanlarda ise 100 bin saç kılı bulunuyor. Kızıl saçlı insanların ise saç kılı daha az yaklaşık 86 bin kadar.

14. Tırnak gelişimi:
Eğer el tırnaklarınızı ayak tırnaklarınızdan daha sık kesiyorsanız, bu doğaldır. El tırnaklarımız daha çok kullanıldığı için daha hızlı uzuyorlar. Elimizin tırnakları 0,5 - 0,6 mm hızla uzar. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır. En hızlı uzayan tırnak orta parmağın tırnağıdır.

15. Baş ağırlığı:
Bebekler doğduklarında başlarını tutamazlar. İnsan başı doğduğunda vücudumuzun toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır. Fakat, yetişkin olduğumuzda bu oran toplam uzunluğumuzun 8'de birine ulaşır.

16. Uyku ihtiyacı: Eğer iyi bir gece uykusu için öldüğünüzü söylerseniz, tam anlamıyla bunu kastediyorsunus. Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden sonra uykusuzluğa dayanamazsınız, sonsuza kadar uyup kalırsınız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

29/3/2009 · Kategori: SAGLIK

Yan etkisi Bulunmayan Tek İçecek

 

Hipertansiyon, fazla kilolar ve depresyon gibi olumsuz gelişmelerin bir numaralı ilacı...

 

Su dünyada en kolay bulunabilinen ve hiçbir yan etkisi olmayan tek içecek. Hipertansiyon, fazla kilolar ve depresyon gibi birçok rahatsızlığın temelinde yatan neden, vücutta yeterli su olmamasıdır. Sağlıklı bir yaşam için su için...

Su, insanoğlu için vazgeçilmez bir içecek. Hayatta olmazsa olmazlardan biri olan suyu, yemek yaparken, bulaşık- çamaşır yıkarken, banyo yaparken, tuvalet kullanırken, temizlik yaparken ve daha saymadığımız pek çok şeyde kullanıyoruz. Medical School of London Üniversitesi’nden Dr. Fereydoon Batmanghelidj, ‘Vücudunuz Sizden Su İstiyor’ adlı kitabında suyun faydalarını ve suya neden ihtiyaç duyduğumuzu anlattı.

DNA HASARINI ÖNLÜYOR

Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.

Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur,

Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğini güçlendirir.

Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini artırır. Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

Vücuttan zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.

Artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur.

Kanı sulandırır pıhtılaşmayı önler.

YAŞLANMA KARŞITI

Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir.

Bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur.

Yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi oluşumu riskini azaltır.

Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

26/3/2009 · Kategori: SAGLIK

Yedikleriniz doğacak çocuğunuzun cinsiyetini belirleyebilir mi?


Gelişen teknolojiler artık doğacak çocuğunuzun cinsiyetini önceden
öğrenmenize olanak sağlıyor. Peki ya, doğacak çocuğun cinsiyetini
belirlemek? Bu amaçla uygulanan çeşitli yöntemler olduğunu biliyoruz.
Ne derece başarılı oldukları hakkında bir fikrim yok ancak son
zamanlarda bir yayın dikkatimi çekti. Yenilen yiyeceklerin çocuğun
cinsiyetinin belirlenmesinde bir miktar rolü olabileceğini deneysel
olarak ortaya koyuyor.

Son 30 yıl içerisinde yürütülen bazı deneysel çalışmalar ile
ebeveynin kan pH’sı (asitliği) ve kandaki tek değerlikli iyonların
(sodyum ve potasyum) çift değerlikli iyonlara (kalsiyum ve magnezyum)
oranının cinsiyeti belirleyici bir etken olabileceği ileri sürülüyor.
Eğer kanda sodyum ve potasyum oranı yüksek ise, yumurta hücresinin Y
kromozomu taşıyan spermleri daha kolaylıkla absorplayacağı ve
dolayısıyla erkek çocuk doğurma olasılığının artacağı iddia ediliyor.
Tam tersi olarak sodyum ve potasyum oranının kalsiyum ve magnezyum
oranından daha düşük olması durumunda ise yumurta hücresinin X
kromozomu taşıyan spermleri absorplayarak kız çocuk doğurma
olasılığının artacağı ileri sürülüyor. Burada bir hususu belirtmek
gerekir sanırım, kalsiyum ve magnezyum vücudun önemli mineralleri,
dolayısıyla bunların oranını düşürmek söz konusu değil, sadece
sodyum/potasyum bağıl oranının artırılması söz konusu.

FAZLASI RİSKLİ OLABİLİR

Araştırmada bu öneriyi incelemek üzere, İslam ülkelerinde erkek çocuk
doğurttuğuna inanılan bir bitki olan ‘hindiba’ yaprak özütü ile
sıçanlar üzerinde deneyler yapılmış. Deney hayvanlarına 30 gün süre
ile iki farklı derişimde hindiba özütü verilmiş. Deney sonucunda
sıçanların kan analizleri yapılmış ve ardından çiftleşmeye alınmış.
Daha yüksek derişimde özüt verilen grupta ‘sodyum ve potasyum’
oranının belirgin bir şekilde arttığı, ‘kalsiyum ve magnezyum’
oranının ise değişmeden kaldığı görülmüş. Bu grup sıçanlarda erkek
doğurma oranının belirgin bir şekilde arttığı gözlenmiş. Sonuç
istatiksel olarak belirgin ama sonuç yüzde yüz değil, sadece yüzde 10
civarında bir olasılık artışı söz konusu. Yani hindiba özütü verilmeyen grupta doğan sıçanların cinsiyet oranı hemen hemen eşitken (yüzde 49/51), yüksek hindiba derişimi uygulanan grupta erkek sıçan oranı yüzde 60, dişi oranı yüzde 40 olarak tespit edilmiş.

Bir açıklama daha; bu deneyde kullanılan hindiba türü mavi çiçekli
olan yabani hindiba. Ülkemizde de yaygın ve taze taban yaprakları
salata olarak yeniyor. Bir de sarı çiçekli olan ve yine yaprakları salata olarak tüketilen kara hindiba var; bu deneyde bu türü kullanılmamış. Burada ufak da olsa erkek çocuk doğurma olasılığında bir artış bulunması sonucunu abartarak çok miktarda hindiba yenmesi şüphesiz bazı riskler oluşturabilir. Deney hayvanları üzerinde yapılan toksisite değerlendirmelerinde normal miktarlarda kullanıldığında bir zararı tespit edilmemiş olmasına karşılık, yine de abartmamak gerekir diye düşünüyorum.

İYİ BİR ANTİOKSİDAN

Diğer taraftan, marul, roka ve hindiba gibi salata olarak tüketilen
sebzelerin oksidan hasarı (antioksidan, antiradikal) ne derecede
önleyebileceği konusunda yapılan bir deneysel çalışmada, hindibanın
en yüksek polifenolik içeriğine sahip olduğu ve dolayısıyla oksidan
hasara karşı en yüksek etkiyi (antiradikal) gösterdiği tespit
edilmiş.

Hindiba kökü ise ülkemizde kavrulduktan sonra kahveye benzer bir
aroma kazandığından kahve yerine kullanılmaktadır. Ayrıca köklerinin
zengin inülin içeriği nedeniyle, FOS (frukto oligosakarit) olarak
bağırsak sağlığını düzenleyen ve şişerek bağırsaklarda doluluk hissi
yarattığından acıkmayı geciktirici bazı ilaçların temel bileşenidir.

Erdem YEŞİLADA


Yukarıdaki yazı sebepler noktasında, zahiri cihette yediklerimizin,
nesillerimizi etkilediğine bir emare olmakla... Hakikat noktasında
gösteriyor ki, bizim imani, ahlaki her türlü davranışımız, helalimiz
ve haramımız nesillerimizi etkiliyor.

Çocukken okumuştum. Bir evliyanın oğlu, su taşıyan sakaların
testilerini çuvaldız ile deliyor. Şikayet edilince o Veli zat hayatını
gözden geçiriyor. Böyle bir hataya sebebiyet veren bir şey
bulamayınca hanımına soruyor. Hanımı diyor ki: Hamileyken bir
komşunun evinde bir meyveyi gördüm. Canım çekti. İstemeye utanınca,
ev sahibinin dışarı çıktığı bir anda, iğneyi meyveye batırıp, tadına
baktım. Deyince o Veli zat, Hanım senin iğnen çuvaldız olmuş.
Komşumuzdan helallık alman lazım, diyor. Helallık alınınca çocuk o
fena halini terk ediyor.

FA'TEBİRU YA ÜLÜL ELBAB...... EY AKIL SAHİBLERİ İBRET ALIN

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::