Allah bir daha bu Millete İstiklal Marşı Yazdırmasın

’Allah Bir Daha Bu Millete İstiklal Marşı Yazdırmasın!’’

Millet olarak kutlanacak özel günlerimiz ,belki de diğer ulusları kıskandıracak boyutta çok olması münasebetiyle, haklı gururu yaşamanın keyfiyle düşüncelerimi yazmaya koyuldum. Zira bugün, bu güzel ve özel günlerimizden İstiklal marşının kabulünün yıldönümü..

İyi bilinmelidir ki, kendi bağrımızdan ve özümüzden çıkan bu anlamlı her bir günün, tek tek bir hikayesi ve tarihi bir değeri olduğu kesindir. İşte millet olarak; tasada kıvançta, mutlulukta hüzünde ve kederde birleştiğimiz bu günlerin teslimiyeti diye tanımladığımız özel ve anlamlı günlerimizi saymakla bitiremeyiz. Tarihimizde yer alan kişiliklerini hayatlarını, hatıralarını, eserlerini ve başarılarını öğrencilerimizin zihinlerinde ve gönüllerinde canlı olarak yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla, okullarımızda türk büyüklerini anma günleri düzenlenir. Böylelikle çocuklarımızın; fikir, ahlak ve milli duygu bakımından gelişmelerine katkıda bulunmuş olunur.

12 mart 1921’ de kabul edilen İstiklal marşımız Hamdullah Suphi tarafından okunmuş ve marş ayakta dinlenmiştir.

"Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakkın,kimbilir belki yarın, belki yarından da yakın.’’

İşte bu ruh ve iman ile Türk ordusu Sakarya boylarında İzmir yollarında büyük kahramanlıklar göstermiştir. 9 Eylül 1922 tarihinde Hakkın vaat ettiği o parlak güneş, İzmir ufuklarında doğmuştur. Aziz ve mübarek vatanımızın her karış toprağı şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış, zafere işte böyle ulaşılmıştır. Nitekim İstiklal Marşında:

Korkma!Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O, benim milletimin yıldızıdır parlayacak, o, benimdir o benim milletimindir ancak!

Mısraları ne derin bir anlam taşımaktadır. Yakın arkadaşlarının dediğine göre; "Mehmet Akif’in giyecek bir paltosu yoktu. Evinden büyük millet meclisine yürüyerek giderdi. O zamanlar Ankara’nın soğuğu çok şiddetli idi. Ben daireme gelir paltomu Mehmet Akif’e gönderirdim. O da giyer meclise giderdi, istiklal marşı için verilen parayı reddetmesinden sonra kendisine Mehmet Akif bir palton yok verilen parayı da almazsın dedim. Bunun üzerine bana darıldı, paltomuda giymeyi bir daha kabul etmedi."

Hatta Harb-i Umumi içinde kardeşinin evinde çayı şekerle içtiklerini görünce, ’’milletin yemediğini siz nasıl içiyorsunuz" demiş uzun bir süre kardeşinin evine gitmemiştir. Evet çünkü Mehmet Akif dürüsttür, onurludur, gururludur.

Mehmet Akif hasta yatağında kendisine sorulan bir soruya; ’’Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın’’ cevabını vermiştir.

Evet Allah bizlere nerelerden geldiğimizi bu ülkeyi nasıl zor şartlarda kazandığımızı unutturmasın…

Saygı ve Sevgilerimle!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !