İÇİMİZ NE RENK

İÇİMİZ NE RENK

Bu Facebook Âleminde bizler bazı fotoğraflar neşrediyoruz. Acaba o foto'ları neşrederken niyetimiz nedir? Maksadımız nedir? Mahremiyeti olan resimlerimizi (mesela ailemizle olan veya namaz kılarken, Kur'an okurken, derste, ders okurken) niye herkes görsün, bilsin istiyoruz diye düşünürken kalbe gelen mânâlar:

Birgün Mustafa Sungur Abi ile kalabalık bir cemaat ile Bedi' dersanesindeyiz. Birisi ısrarla fotoğraf çekmek istedi. Sungur Abi: "Kardeş sen insanların dışını çekiyorsun. Halbuki melekler içini de çekiyor" demişti.

Hayalim meleklerin içi çekmesini düşünürken kara kalpli, içi temiz gibi tabirler ile siyahtan beyaza doğru giden bir renk dalgasını düşündürdü.

Allah Mülevvin ismiyle bütün gördüğümüz mevcudatı renklerle boyadığı gibi, acaba kalbimizi ruhumuzu, yani içimizi batınımızı da niyetimize amelimize göre boyuyor mu suali geldi.

Yani riyakârâne bir niyetteyken, şirk-alud bir fiildeyken acaba ruhumuz meleklere simsiyah mı görünüyor. Veya Allah için ihlas ile yaptığımız niyet ve fiiller bembeyaz nurlu bir ruh olarak mı görünüyor diye şaşkınlıkla düşünüyordum.

Hemen Nurlar imdadıma 21. Sözün şu ifadeleri ile koştu:

Hem bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese, bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümatlı ve perişan bir halde gider, senin aleyhinde âlem-i misalde şehadet eder. Zira herkesin, her günde, şu âlemden bir mahsus âlemi var.

Hem o âlemin keyfiyeti, o adamın kalbine ve ameline tâbi'dir. Nasılki âyinende görünen muhteşem bir saray, âyinenin rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür. Kırmızı ise, kırmızı görünür.

Hem onun keyfiyetine bakar. O âyine şişesi düzgün ise, sarayı güzel gösterir. Düzgün değil ise, çirkin gösterir. En nazik şeyleri kaba gösterdiği misillü; sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ya aleyhinde, ya lehinde şehadet ettirebilirsin.

Eğer namazı kılsan, o namazın ile o âlemin Sâni'-i Zülcelal'ine müteveccih olsan; birden, sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdeta namazın bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunması gibi, o âlemin zulümatını dağıtır ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karmakarışık perişaniyet içindeki tebeddülat ve harekât, hikmetli bir intizam ve manidar bir kitabet-i kudret olduğunu gösterir. اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ âyet-i pür-envârından bir nuru, senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun in'ikasıyla ışıklandırır. Senin lehinde nuraniyetle şehadet ettirir.

Renkten surete dönünce şu ifadeler geldi:

Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşci' ve arzularını tatmin ve metalibini teshildir. O heva ise şe'ni, insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir, insanın mesh-i manevîsine sebeb olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir. Tarihçe 132

Bu hârika risale mühim bir "İ'lem"inde, medenî mü'min ile medenî kâfirin suret ve sîret ve zahir ve bâtın farklarını gayet belig bir tarzda beyan ediyor. Ve neticede bu farkı körlere de göstermek için diyor ki: "Eğer istersen hayalinle Nurşin karyesindeki Seyda'nın meclisine git bak: Orada fukara kıyafetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melaikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris'e git ve en büyük localarına gir, göreceksin ki, akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam suretini almışlar ilâ âhir" diyerek daha başka cihetteki farklarını "Lemaat" ve "Sünuhat"a havale eder. Mesnevi-i Nuriye 263

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !