İstişare Nedir?

İstişare Nedir?

 

*Uhuvvet risalesi istisare risalesidir.

*Istisare, akil danismak demektir.

 

İstişare nicin ve ne zaman yapilir?

 

*Istisare süresince zihinler belli bir konuya inhisar edebilirler. Bir meseleye yogun bir sekilde hasr-i nazar etmekle o mesele üzerine ilham kapisi acilir, mesele bize inkisafa baslar. Iki dakika bir seye bakmak, on saat bir seye bakmak, ama konsantre olarak. Üstad hazretleri ihtiyacin tahrikiyle münhasiran Kur’ana hasr-ı nazar etmesi, ona ilham kapisinin acilmasinin asil sebebidir.

 

*Istisare ictihad icin yapilir. Ictihat, en ulvi, en asil manayi cikarma gayreti demektir. (Peygamber ASM, himmetinizi ulvi seye hasrediniz, buyurmaktadir.)

 

*Kafada olusan bir fikrin itminani icin yapilir. Tecrübelerden istifade etmek maksattir. Zira tecrübesi yapilmis ilim ve hikmet yakin vermesinden amele nazirdir. Amel isim verir, marifet silsilesi bunu iktiza eder. Hidayet bu silsile üzerinedir. Insan tesrik-i mesaide bulundugu kimselere göre kendini tanir. Mümin müminin ayinesidir, demek ayinede insan kendini görür. Iyi huylu kimselerle tesrik-i mesai insanda iyi akseder. Güzel hasletler nur gibidir, in’ikas etmek şe’nidir. Bir meslekte inkisaf etmek de buna baglidir. O meslegin erbabiyla gidis gelisi olmasi lazim. Bu münasebet tesvikci hükmüne gecer.

 

*Istirak edenlerin nokta-i nazarlari acikca ifade edildiginden, kalplerdeki sermaye-i seytan olan pesin hükümler bertaraf edilir ve kalblerin birbirine isinmasina zemin hazirlanmis olur. Biribirine sila-i rahim temin edilmis olur. Sahs-i manevinin önü acilmis olur.

 

*Istisare, muhataplarin yapilacak işe iştiraklerini ve katkilarini saglamak icin yapilir. Istisare neticesinde muvaffakiyetle yapilan bir hizmet, “hep birlikte bu hizmeti yaptik“ hissini her bir ferde intikal icindir.

 

*Neticesinde istirak edenleri birbirine karsi sogukluk veren görüsme, müzakere degil münakasadir. Bunun adi kavgadir. Bu kavganin asil sebebi pesinhükmün halitasi olan su-i zan, adem-i itimat, talep ve iddiadir. Caresi: Muhatabini alaka göstererek dinleyebilmektir. Sadece dinleyebilmek. Muhatabina “anlasildigi“ hissini verebilmektir. Tashih etmek, nasihat etmek, akil vermek, cözüm üretmek degil.

 

*Istisaresi olan meselenin istiharesi olmaz. Ehli hakikat rüya ile amel etmez. 28. Mektupta, “Hayalatlara karsi kapisi acik olan rüyalari tahkiki bir surette mevzubahs etmek tahkik meslegine muvafik gelmez.“ buyuruluyor. Istisare istihareden önde gelir. Istihare “yardim istemek“ demektir.

 

*Demek istisare ihtiyac hissedildigi zaman yapilabilecegi gibi istifham hasil oldugu zaman itminan icin dahi yapilir. Namaz sonrasi istisare makamidir. Risale-i Nur dersleri iman ve İslamiyet hakikatleri üzerine bir istisare meclisidir.

 

Istisare kimlerle yapilabilir?

 

*Kendisiyle istisare yapilacak kimse dogru sözlü olmalidir.  

“Kizb, hakaik-i İlahiyeye iftiradir.“ (Münazarat)

 

*Itikadi düzgün olmali. Yani hayat-i dünyeviyeyi hayat-i uhreviyeye tercih etmemeli. Helala harama dikkat etmeli. Basta namaz ibadete daim olmali. Üstad hazretleri: “mütedeyyin hekimlerin tavsiyesi cok mühimdir.“ buyuruyor. 23. Lemada da “terk-i ibadet, kainatin kemalatini inkardir.“ der.

 

*Istisareye katilan kimse kendi akli ile konusmali, kendi kanaatinin ve nokta-i nazarinin tercümani olmali. Baskalari namina veya varsayimlarla genellestirerek konusmak istisare rüsdünü selbeder.

 

*Istisare hemfikir olanlarla yapilir. Yani tartisma, münakasa seklinde istisare olmaz. Uhuvvet Risalesinde Üstad hazretleri “maksat ve gayede ittifak“dan bahsediyor. Herkesin hizmet icerisinde ihatasi ve ona mebni sorumluluk hissettigi saha degisik olabiliyor. Istidat, izdirar ve ihtiyacin seyrine göre istisare edebilecek kimseler de tebarüz ederler. Ayni meseleyi aleminde derd etmeyen kimselerle istisare yerinde ve makaminda yapilan bir istisare degildir.

 

*Kin ve garazdan âri, herseyin güzel cihetine bakan hüsn-ü zan sahibi güzel ahlakli olanlarla istisare etmek gerektir. Zira kin, garaz, pesin hükümden azade olamaz ki emniyet versin. 24. Lem’ada Üstad hazretleri “hürmet-i mütekabile, emniyet-i mütekabile, muhabbet-i mütekabile“ beraberligin sarti olarak zikrediyor. Karsilikli hürmet, emniyet veya muhabbetin bittigi yerde müştereklik biter. Ayrica kisi kizarak baktigi kimseden sudur eden iyilikleri, severek baktigi kimsenin de fenaliklarini göremez. Böyle bir göz, hüküm verme makami degildir. (Uhuvvet R.) Bu ifade insana sadece hüsn-ü zan etme salahiyetini birakiyor. Su-i zan su-i ahlaktan neset eder. Güzel ahlakli oldugundan güzel seyler düsünür, herseyin güzel cihetini görür. Hakikati tanir. Hakikat ise güzeldir. (8. Söz) Hakikatin güzelligini tanimakla hakikat sahibinin rahmetine müstehak olur, teshilat görür, rahat eder.

 

*Kendisiyle istisare yapilacak kimse Kuran, Hadis, ve Risale-i Nur üzerine ihtisas sahibi olmali. Ayet-ül Kübranin mukaddemesinde ihtisas sahasi olmayan bir mevzuda bir kimsenin hükmü, baska bir meslekte mütehassis dahi olsa, itibara alinmaz, buyrulmaktadir.

 

*Bir kardesin medar-i teaccüp bir halini baskalariyla istisare degil, bizzat kendisine hususi olarak hikmetini sormak gerektir, toplum icerisinde degil. 19. Lem’ada Abdullah ibn ömer RA. misali, sahabe ahlakini gösteriyor. Istifhamin ve su-i zannin en keskin tedbiri budur.

 

*Kamil insan istisare eden kimse demektir.

 

Istisare nasil yapilmali?

 

*Istisare yaparken, muhatabina hürmetkar olmali, bu da onun sözünün bitimine kadar dinleyebilmek demektir.

 

*Yeri geldikce muhataba “siz bu konuda ne düşünüyorsunuz“ şeklinde soru yönelterek fikrini almalı. Bu hal muhatabı konunun içinde tutar.

 

*Muhatabinla kendisinden dolayi rahatsiz olunan bir meseleyi konuşurken:

 

“sen” zamiriyle baslayan cümleler yerine “ben” zamiriyle baslayan cümlelere itina gösterilmeli,

 

Incitici, tenkitci, tahkir eden, emreden uslup kullanilmamali

                    

ders verir gibi bilgic taviriyla akil hocaligi yapilmamali

 

talep ve iddiada bulunulmamali

 

sadece akla kapi acip ihtiyari elden almayacak bir uslup takip edilmeli,

 

vela teteemmer ala seyyidik hadisinin emriyle, ses tonu muhatabinkindan asagi tutumali,

 

*muhatabin tarz-i telakkisini nazara almak, yani kellimin nasi ala kaderi ukulihim, yani hem kelimeler hem de temsiller bakimindan muhatabin anlayabilecegi sekilde konusmak.

 

*Üstad hazretlerine lugatce icin talebelerin teklifine tavri: dinlemedi, anlamadi, begenmedi istifhamini bertaraf ettikten sonra, amma baglacindan sonra kendi nokta-i nazarini beyan etmesi, sihhatli bir müzakerenin devami icin cok önemli bir uslup. Kendi nokta-I nazarini arzederken münasebetleri kurdurmayi esas almak taleb ve iddiadan, ve tenkit ve suclamalardan sakinmak gerektir. Ifadeler hürmet telkin etmeli. Söylenen bir söz söylenmeyen kisimdan manasini alir kaidesince, önemli olan söylenen söz degil, sözün söylenis tarzi. Buna isareten Uhuvvet risalesinde “bazan nasihati damara dokundurur, aksülamel yapar.” buyuruluyor.

 

*Resul-ü Ekrem asm, yapilacak isi tarif ettikten sonra, bu isi en iyi kim yapar, teklifiyle vazife taksimi yapmis, ta ki talep muhatap taraftan gelsin. Risale-i Nur hizmeti gönüllü hizmetkarlik olmasi noktasindan bu nezaket-i peygamberi üslubumuz olmak iktiza eder.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !